italyan marksizmi
Demokrasi, Çokluk ve Otonomist Marksizm: Hardt ve Negri Düşüncesinin Siyasi Temelleri
Giriş: Amerikan Liberalizmi ve Söylemsel Arka Plan
Michael Hardt ve Antonio Negri’nin teorik söylemlerinin arkasında yatan temel siyasi kültür, esasen Amerikan liberalizmidir. Yazarların Fransız Devrimi’ni mahkum eden yaklaşımları, sıradan (banal) bir Sovyetizm karşıtlığı ve Maoizme yönelttikleri suçlamalar, bu siyasi kültürdeki karşı devrimci dalganın en önemli dayanak noktalarını oluşturmaktadır. Bu bağlamda, Hardt ve Negri'nin kuramsal çerçevesi, geleneksel solun radikal dönüşüm anlarını ve pratiklerini yapı söküme uğratma eğilimindedir.
İtalya'da Otonomist Gelenek ve "Çokluk" Kavramı
İtalya’da filizlenen otonomist gelenek, sosyalist rejimlerin çöküşü öncesinde, özellikle 1977 yılında "işçicilik" (workerism) hareketi olarak başlamıştır. Hardt ve Negri, ortak kaleme aldıkları İmparatorluk kitabında, klasik emperyalizm çağının modasının geçtiğini savunurlar. Onlara göre artık tarihin öznesi, homojen bir işçi sınıfı veya ulus-devlet değil, "çokluk" (multitude) ve bireydir.
Ancak bu noktada ciddi bir teorik çelişki göze çarpar: Liberal ideolojinin bireyci temeli, son tahlilde bireyi tarihin bir nesnesi olarak kabul ederken; Hardt ve Negri bu tarihi dönüm noktasında sınıfların artık tarihin öznesi olmaktan çıktığını iddia ederler. Bireyi tarihin öznesi, çokluğu ise demokratik projenin kurucu gücü olarak kabul eden bu teorik geri dönüş, özünde idealist bir icattan ibarettir.
Post-Marksizm, Prekarya ve Değişen Kaynaklar
Yazarlar, "milliyetçilik ve komünizmin" kesin olarak yenilgiye uğradığı tezinden hareketle, küreselleşmiş liberalizmin geçirdiği dönüşümün nesnel bir gelişme olduğunu ileri süren güncel söylemi kabullenmektedirler. Günümüzde güvencesiz çalışan kitleyi ifade eden prekaryanın, geleneksel proletaryanın yerini aldığını savunan post-Marksistler arasında, otonomist hareketin mimarlarından Negri dikkat çekici bir iddia ortaya atar: Marksizmin üç temel kaynağı günümüzde tamamen değişmiştir.
Vladimir Lenin, meşhur Marksizmin Üç Kaynağı çalışmasında bu kaynakları şöyle sıralamıştı:
* Klasik İngiliz iktisadı
* Alman felsefesi
* Fransız sosyalizmi
Otonomist Marksizme göre ise günümüz dünyasında Marksizmin üç yeni kaynağı şu şekildedir:
* Fransız felsefesi
* Amerikan iktisadı
* İtalyan siyaseti
İtalyan İşçiciliği ve Sendikalara Karşı Siyasi Örgütlenme
1960’lar boyunca ve 1970’lerin başında İtalya’da aktif olan teorik ve politik bir hareket olarak İtalyan işçiciliği, esas olarak teorinin ve pratiğin merkezine "işçi sınıfına geri dönüşü" koyuyordu. Bu dönemde devrimci öğrenci ve entelektüellerin ilgisi fabrikalara odaklanmıştı. Militan işçilerin bir kısmı, komünizm ve işçi iktidarı için yürütülen mücadelenin; resmi komünist partinin, onun bürokratik sendikalarının dışında ve çoğunlukla bu yapılara karşı konumlanan bağımsız siyasi örgütler vasıtasıyla yürütüleceğine inanıyordu.
Sonuç: Marksizmden Kopuş ve Kapitalist Restorasyon
Antonio Negri ve İtalyan otonomculuğunun Marksizmden radikal kopuşunda iki temel unsur belirleyici olmuştur:
* Komünizmin ilk aşaması olarak kabul edilen geleneksel "sosyalizm" aşamasının tamamen reddedilmesi.
* İkinci Dünya Savaşı sonrasında sosyalist ülkelerde yaşanan bürokratikleşme ve tıkanma süreçlerinin, "kapitalist restorasyon" olarak okunması.
Otonomist gelenek, bu restorasyon sürecini sosyalizmin doğası gereği kaçınılmaz ve baskıcı bir özelliğe sahip olduğunun bir kanıtı olarak kavramış, bu da onları geleneksel Marksist devlet ve sınıf teorisinden tamamen uzaklaştırmıştır.
Yorumlar
Yorum Gönder